Küçük Mucizelerle Dolu Bir Ev

Sevgili Geçmişteki Bana Birkaç Şey... (Bunlar Muhtemelen Benim Tohumlarımdı 🌱)

Merhaba sevgili ben 👋. Eğer bu satırları okuyan, o şişelere sokulmuş geçmişteki halim olsaydı, sanırım gözlerimden yaşlar gelirdi; hem tanıma sevinci hem de "Aman Tanrım, ne atlattın bu kız şimdi" düşüncesiyle. Şu an bunu yazıyorum ve üzerimde omuzlarımdan ziyade, dört duvar arasında dönüp durduğum bu küçük maceraların yorgunluğu var. Üç yaşındaki Can'ın neden hala yere düşüp onu kurtarmaya koştuğumu bağırmamıştı, ya da bu sabah öğle uykusu macerasının sonunda beni neden o koltukta bir heykel gibi hareketsiz bıraktığını düşünüyordum. Her şey aynı, ama bakış açım değişmiş sanki.

Biliyor musun, o gençlik dönemindeki ben... ne kadar da idealistmişim. Sanki her şeyin bir "doğru zamanlaması" varmış gibi beklerdim. Oysa anne olmak, belki de hayatın tüm o kusursuz zaman çizelgelerini alıp çöpe atmak demekmiş. Her şey anlık, plansız ve bazen de sadece bir sonraki emzirme seansına veya uyuma taktiğine bağlıymış. 😵‍💫

Oysa Her Şey Bir Ritüeldi Gibi Geliyordu

Şimdi geriye dönüp baktığımda, o günlerin ne kadar da çok çatışma barındırdığını görüyorum. Oysa ben hepsini birer "gelişim aşaması" olarak görmek istiyordum. Oysa gerçek şu ki, bazen sadece bir şişe organik meyve püresiyle gelen o çiğneme sesinin, tüm evrenin geri kalanından daha önemli bir müzik gibi geldiğini fark etmemişim. 🧘‍♀️

Hatırlıyorum da, o dönemdeki en büyük kaygım, her şeyi mükemmel yapmaktı. Yemeklerimin rengi, odanın düzeni, yoksa çocuğumun gelişimine dair okuduğum o çok kalın bilimsel makaleler... Hepsi bir baskı yaratıyordu. Sanki bu küçük ev, benim bütün kimliğimi kanıtlamak zorunda gibiydi. Şimdi anlıyorum ki, o baskının %90'ı hava idi ve kalan %10'u da muhtemelen sadece temiz bulaşık makinesiyle ilgiliydi. 😂

En Büyük Öğrenim: Kusursuzluk Bir Yanılsama Değil, Bir Hedef Olabilir

Belki de en büyük hatam, "her şeyin olması gerektiği gibi" olma zorunluluğunu içselleştirmekti. Ve bu, hem beni tükenmişliğe sürükledi hem de o değerli anların tadını çıkarmayı geciktirdi.

Sevgili geçmişteki ben, sana şunu söylemek istiyorum: O kaosu kucakla. O karmaşayı bir düşman gibi görme. Can ağladığında, dünyadaki bütün problemleri çözmek zorunda değilsin; sadece ona sarılmak ve ritmini bulmaya çalışmak yeterli. O an, en saf halinle orada olacaksın. Ve bu, o kalın kitaplardan okuduğun en değerli bilgiden çok daha kıymetli. O ritim, o vücut diliyle kurulan bağ; işte bu benim için en iyi beslenme uzmanı ve psikoloğun oldu. ❤️

Öyleyse derin bir nefes al benim eski halim. O mükemmeliyetçi kumaşı bırak gitsin. En iyi annen, en doğru planı yapan değil; sadece yanında olan ve bazen de o şarkıları uykusuzlukla ezberden değil, kalpten söyleyen annedir. Hadi gel birlikte bu kaosu yaşayalım. Bir sonraki oyuncağımız geliyor, macera başlıyor yine! 🧺✨